“Şehir Uçarken” Ahlâk Düşüyor mu?

Türkiye, Bir “Muz Cumhuriyeti” Oldu…

Şimdi aklınıza şöyle bir soru gelebilir, senin bu yazdıklarını, gazetelerden okuduklarını, bu kentin yöneticileri veya yasa uygulayıcıları okumuyorlar mı? derseniz, herhalde okumuyorlar derim, çünkü yapılan işe her ne kadar bir kılıf uydurulsa bile, halktan toplanan vergilerin kişisel menfaatler için kullanılması yine de bir suç, ama bu bir “sonuç” oluşturuyor mu derseniz hayır! burası bir Muz Cumhuriyeti olduğu için, yapanın yanına kâr kalıyor. Peki sen niye yazıyorsun bütün bunları diye ikinci bir soru sorarsanız derim ki: Bir gün, bu Muz Cumhuriyeti biter ve gerçekten demokratik bir cumhuriyet kurulur da bütün bu yapılanlardan, yetim hakkı yiyenlerden, yetim hakkı yenilirken, seyredenlerden hesap sorulur diye tarihe not düşüyorum.

Okuduğunu Anlayamayanlar İle Anlamak İstemeyenlere Notlar:
  1. Bu yazıdan “şu parti çalıyor, bu parti çalıyor biz de yapmışız çok mu?” Gibi bir sonuç çıkarılamaz. Bu satırların yazarı hırsızlığın her türlüsüne karşıdır hangi kişi, kurum veya parti yaparsa yapsın “ilkeli” bir duruş olarak hepsine karşı çıkar.
  2. Bu satırların yazarı başkasının yaptığı hırsızlığı görüp kendi partisinden yapanları görmeyenleri “ilkeli” bulmadığı gibi “samimi” de bulmaz. Bu tür “hırsızları aklama” anlamına gelen yaklaşımları kendince iki nedene bağlar; birincisi kendi tuttuğu partideki “hırsızlığı” görmeyen muhtemelen yapılan hırsızlığa ortaktır, onun için görmemektedir ya da “bir gün ben de hırsızlıktan pay alırım” diyerek, kendini “ahlâki” olarak “hırsızlığa” hazırlamak için hırsızları savunmaktadır? -ki bu da ikincisi oluyor.- ya da şöyle düşünün komşunuzun evine hırsız girdiğini duyduğunuzda siz, evin içinde göbek atmazsınız herhalde…(atarmısınız?)
  3. Her ne kadar çok söylendiği için anlamı yitirmiş gibi görünse de, bu satırların yazarı, evrensel bir gerçek olan “yetim hakkı”na, onun korunması ve suistimal edenlerden “kanunlar çerçevesinde hesap sorulması” gerektiğine inanır.
Meraklısına notlar;
  1. Evrensel hukuk ilkelerine uygun olmayan ama kanunlara uygun yapılan işlerin tarihçesi İttihat ve Terakkinin kurucusu Enver Paşaya kadar gider, 1914 yılında Harbiye Nazırı (şimdiki karşılığı Savunma Bakanı TD.) olan Enver Paşa anılarında şöyle yazar “biz de (Harbiye Nezaretinde TD.) yapılan her iş kanunlara uygundur. Şöyle ki bir iş yapacağımız zaman onunla ilgili kanun var mı? diye bakıyoruz, eğer yoksa, önce kanunu çıkarıyoruz sonra o işi yapıyoruz.” diyerek Osmanlıdan bugüne İttihatçı devlet tarafından devam ettirilen bu çarpık zihniyetteki “geleneği” başlatmıştır. (-ki bugün de bu zihniyet “devlet” tarafından devam ettirilmektedir.) Ve tabi unutmamak lazım bir şeyin tarihsel dayanağı olması onun “doğru” olduğu anlamına gelmez, hırsızlık da insanlık tarihi kadar eski ama günümüzde hırsızlık yapan yine de “suçlu” oluyor. (evrensel hukuk)
  2. Sayıştayın Aydın Belediyesi hakkında hazırladığı 2012 Yılı Denetim Raporunu indirmek için Tıklayınız
İlgili Yazılar:
aydin-belediyesi-vatandasa-secim-oncesi-bayram-yaptiracak
Meraklısına Başka’ca Yazılar;
Aydın Belediyesi Bütçe Hesap Hatası: aydindenge.com.tr/butce-krizi
Aydın Belediyesindeki Yolsuzluk İddiaları: www.aydinilkhaber.com/chp-genel-merkezi
Aydın Halkının Çarçur Edilen Paraları: aydinozel.com/haberdetay

Benim hırsızım iyidir! – Ergun Babahan