Huber Köşkü ve Eski Cumhurbaşkanı

Efendim, havuz medyası yazarlarından bir tanesi sormuş “Huber Köşkü neden boşaltılmıyor?” diye, yazının tamamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz özet olarak devlete ait Huber köşkünde şu an milletvekili bile olmadığı için devlet ile hiçbir alakası kalmayan eski cumhurbaşkanı Abdullah Gül kalıyormuş, yazar da “cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bu yana altı ay geçti boşalt artık köşkü” diyerek eklemiş “çünkü oranın masrafları bizim vergilerimizle ödeniyor.”
Yazara yürekten katılıyorum ancak konuyu eksik bırakmış, eksik olan kısım şu; köşk hemen boşaltmalı ancak hemen boşaltması yetmez ayrıca boşaltana kadar geçen süre de yapılan harcamalar da eski cumhurbaşkanından tahsil edilmelidir -ki devletin parası yani yetim hakkı yememiş olsun-
yazının tamamını okumak için tıklayınız

sevilay20150144314

huberkosku
Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün görev süresi bittiği halde haksız yere işgal ettiği kamu binası olan Huber Köşkü

Yunanistan Seçimlerini Radikal Sol’cular Kazandı Ama…

Kutlarım, seçimleri kazanan Syriza’nın açılımı Synaspismós Rhizospastikís Aristerás – yani Türkçesiyle Radikal Sol Koalisyon-. Türkiye de bir türlü yapılamayan sol koalisyonu yapıp hükümet oldular. Ama aşağıda gördüğünü, birer gün arayla yayınlanan gazete küpürlerinden anlaşılacağı gibi işleri hiç de kolay değil, ortak oldukları siyasi parti milliyetçilik ve faşizm üzerinden oy toplama peşinde. Oysa ki iki ülke insanının dostluğu bir araya gelmesi barışı sürekli kılması silahlanma harcamalarını kısması, herkes için çok daha iyi. Yani radikal solcuların hükümet kurmasına sevindim ama umarım ortaklarının dümen suyuna gitmezler.

Devleti yönetmek ya da Hükümet Olmak

Ve tabii unutmadan yazmak lazım. devleti yönetenler yayılmacı politikalarına genellikle “solcu” hükümetler zamanında hız verirler (bunun en somut örneği, bizim yaşadığımız, Ecevitin Kıbrıs’ı işgal etmesini gösterebiliriz.) bundan dolayı kendilerine “radikal sol” diyen siyasi partilerin hükümet olmak ile devleti yönetmenin aynı olmadığını bildiklerini farz ediyorum, umarım devleti yönetenlerin oyunlarına gelip barış söylemlerini, savaş kışkırtıcılığına bırakmazlar.

Başlıksız20150131085604

Çipras'ın sağcı koalisyon ortağı Kardak’a çelenk bıraktıBaşlıksız20150131085514

 

Eski Bir Hırsızın Anıları – Mehmet Kartal – Aykırı Yayınları

Vatandaşları soyan bir kişi bu işi nasıl yaptığını anlatmış, okumanızı tavsiye ederim. Şimdilik vatandası soyanların kitabı var milleti soyanların anıları henüz yayınlanmadı…

Kitabın tanıtım yazısından:

Son yıllarda hırsızlığın ne kadar arttığı biliniyor. Ayrıca ‘kapkaç’ gibi yeni hırsızlık biçimleri büyük kentlerde özellikle kadınların korkulu rüyası haline geldi. Son üç yılda meydana gelen 31 bin kapkaç olayında 7 kişi hayatını kaybederken 598 kişi de yaralanmış. Eski hırsızlık biçimlerinin bilançosu ise kuşkusuz çok daha ağır.
Bu toplumsal soruna çeşitli açılardan bakarken ‘hırsız dünyası’na da daha yakından bakmakta fayda var. Hırsız kimdir; nasıl hırsızlığa sürüklenir; nasıl hırsızlık yapar; hırsızların kendi aralarında ve diğer insanlarla ilişkileri nasıldır; polis-mahkeme-hapishane üçgeni nasıl işler… Bu ve benzeri soruların yanıtları doğrudan doğruya eski bir hırsızdan alınırsa hem çok ilginç, hem de çok gerçekçi bir tablonun ortaya çıkacağı kesindir.
2001 yılında genç yaşta hayatını kaybeden Mehmet Kartal, anılarından oluşan bu kitabı kaleme aldığında artık ‘tövbe’ etmiş eski bir hırsızdı. Bu anılarda bazen gülümseyecek, bazen hüzünlenecek ama hırsızların dünyasına girdikçe mutlaka daha derinliğine düşüneceksiniz.
Kendine özgü dilini, hırsız jargonunu bozmadan yayına hazırladığımız Kartal’ın anıları hem hırsızları tanımak, hem de hırsızlığa karşı önlem alıp, korunmak için iyi bir kaynak.

Eski Bir Hırsızın Anıları

İran Kadar Olamadık (!)

Bizde Kemalistler birkaç yıl önce “Cumhuriyet” adı altında “darbe mitingleri” yaparken en önemli dayanaklarından birisi de “İran gibi olacağız” korkuları idi, şimdi aşağıdaki haberi okuyunca keşke dedim olsa imişiz, biz de hırsızlar, “bakara makaracılar” Meclis tarafından aklanırken el konulan paralar faizi ile iade edilirken, onlar hiç değilse hesap soruyorlar haksız paraları geri alıyorlar.

Yani aslına bakarsanız hırsızları yakalama, adalete teslim etme konusunda bir İran kadar bile olamadık…

zarrab

 

haberin tamamını okumak için tıklayınız

Tarihi yerlerde ve antik kentlerde üçayak (tripod ) ile fotoğraf çekme yasağı kaldırılsın

Kampanya devam ediyor;  Tarihi yerlerde ve antik kentlerde üçayak (tripod ) ile fotoğraf çekme yasağı kaldırılsın

Üçayak (tripod ) ile fotoğraf çekme yasağı kaldırılsın – imza kampanyası devam ediyor, eğer sizde bu yasağa karşı iseniz imzaladıktan sonra, daha fazla insanın katılımı için lütfen grubunuz da paylaşmayı unutmayınız 🙂

kampanyayı imzala

Çalıyorlar ama Kapatıyorlar

Dört Eski BakanKomisyon toplantısında eski bakanların yüce divana gitmesine gerek olmadığına karar vermişler, bunda şaşılacak bir şey yok, millet bunlara “çalıyorlar ama çalışıyorlar” diye oy vermedimi? Şimdi yaptıkları bunun devamını getirmek;

Çalıyorlar ama Kapatıyorlar.

#KoreBizeGazVerme

Türkiye’de, barışçıl protestolar sırasında toplumsal olaylara müdahale teçhizatı sıklıkla kötüye kullanılıyor. Son günlerde, Güney Kore’den büyük miktarda öldürücülük düzeyi az silahın ihraç edileceğine dair haberleri kaygı ile izliyoruz.

Uluslararası Af Örgütü’nün 15 Aralık 2014 tarihli basın açıklamasında detayları kamuoyuyla paylaşılan sevkiyat, Güney Koreli bir firma tarafından üretilen yaklaşık 1,9 milyon adet biber gazı kartuşu ve gaz bombasından oluşuyor. Sevkiyatın ilk bölümünün 2015’in Ocak ayının ortasında Türkiye hükümetine teslim edilmesi planlanıyor.

Okumaya devam et “#KoreBizeGazVerme”

Dün Soma, Bugün Ermenek Peki Yarın?

“Çalıyorlar ama çalışıyorlar” diyerek oy vermenin bedeli; “çalışmanın” nimetlerinden yararlandığını sananlar, “çalmanın” bedelini insanların canı ile ödediğinin farkında değiller.
 Bakınız: Maden Havuzu

Söke OSB nereye yapılmalı? veya Söke Belediyesi “Patronlara Kıyak Yapmaya” Devam Edecek mi?

http://www.egenazhaber.com/soke-belediyesinden-patronlara-kiyak.html
Bu iddialar bana ait değil, 2012 yılında Söke Belediyesinde Meclis Üyeliği yapan MHP’lilere ait, şu günlerde Söke Organize Sanayi Bölgesi ile ilgili haberler yeniden gündemde bu vesile ile kısa bir hatırlatma yapayım: