Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Peynir Satışı Konusunda Neden Açıklama Yapar?

‘Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, yürürlüğe giren Türk Gıda Kodeksi Peynir Tebliği ile ilgili olarak…’
Haber böyle acaba dedim ben mi yanlış biliyorum, peyniri insanlar üretiyor da hayvanlar mı yiyorlar, peynir konusunda bir açıklamayı Sağlık Bakanlığı niye yapmıyor ki. Yoksa Bakanlık peyniri kimlerin yaptığından ve kimlerin yediğinden habersiz mi?

‘Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, yürürlüğe giren Türk Gıda Kodeksi Peynir Tebliği ile ilgili olarak…’
Haber böyle acaba dedim ben mi yanlış biliyorum, peyniri insanlar üretiyor da hayvanlar mı yiyorlar, peynir konusunda bir açıklamayı Sağlık Bakanlığı niye yapmıyor ki. Yoksa Bakanlık peyniri kimlerin yaptığından ve kimlerin yediğinden habersiz mi?
Böyle yazınca aklıma takıldı; Acaba bu açıklama inekler için yapıldı da ben mi yanlış anladım (!)

Açıklamanın gazete haberi okumak için tıklayınız

Sembolik Bakanlar (!)

TBMM.de Bağımsız bakanlar yemin edemediler (basından)

Cumhurbaşkanı sembolik olmadı ama yemin edemeyen bakanlar ‘sembolik’ olarak kaldılar.

TBMM.de Bağımsız bakanlar yemin edemediler (basından)

Cumhurbaşkanı sembolik olmadı ama yemin edemeyen bakanlar ‘sembolik’ olarak kaldılar.
İşte o bakanlar:
İçişleri Bakanı Selami Altınok, Kültür ve Turizm Bakanı Yalçın Topçu, Ulaştırma Bakanı Feridun Bilgin, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Prof. Dr. Ayşen Gürcan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ahmet Erdem, Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu, Gümrük ve Ticaret Bakanı Cenap Aşcı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Kutbettin Arzu,Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Ali Rıza Alaboyun,Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ve Adalet Bakanı Kenan İpek

http://www.radikal.com.tr/politika/tbmmde_krize_elektronik_oylama-1427522

Seçimler, Hile, Oy ve Ötesi

Bildiğiniz gibi  7 Haziran 2015 tarihinde Milletvekili seçimleri yapılacak,  seçim tarihleri yaklaşırken seçim güvenliği ve seçim hileleri üzerine çok ciddi bir şekilde algı operasyonları yapılıyor.(*)

Şüphesiz ki bu ‘algı operasyonları’ tamamen temelsiz değiller, ülkemizde “seçim hileleri” yeni bir konu değil 1946 seçimlerinden bu yana ( O seçimlerde ‘açık oy’ verme ve ‘gizli sayım’ yöntemi izlenmiştir) hilesiz bir seçim gördüğümüzü zannetmiyorum. En çok kullanılan ve hemen herkesin basından okuduğu, oyların çalınması veya değiştirilmesi gibi toplu hileler gibi kendi yerine başkasına oy kullandırma, oy pusulasının fotoğrafını çekerek götürüp para alma, gibi kişisel hilelerin de bolca uygulandığı, kullanıldığı bir ülke de yaşıyoruz. bunlara teknolojinin gelişmesi ile birlikte, son bir kaç seçimde bilgisayar üzerinden yapılan hilelerde eklendi.

Demokrasinin eksikliği ve demokratik bir YSK’nın olmayışı (YSK kararları dava konusu edilemez.) bunun en önemli kaynaklarından birisidir.

Bütün bunlar olurken demokrasiye gerçekten inanmış insanlar da birlikte birşeyler yapma çabası içindeler, bu çalışmalardan bir tanesi de internet üzerinden ulaşabileceğiniz oyveotesi.org isimli bir site kendisini şöyle tanımlıyorlar;

“Biz, Oy ve Ötesi Ekibi, tamamen gönüllülerden oluşan ve hiçbir siyasi parti bağlantısı bulunmayan genç bireyler olarak yola çıktık!” diyerek amaçlarının insanları oy kullanmaya teşvik etmek ve kullanılan oylara sahip çıkmak olarak belirtiyorlar

Derneğin internet sitesinin ‘Ne Yapıyoruz’ sayfasında şu başlıklar var;

Sandığına Sahip Çık

45 İLDE GÖNÜLLÜ SİVİL SANDIK GÖZLEMCİLİĞİ

Demokratik süreçlerin pekiştirilmesi ve geliştirilmesinde ilk adım olan adil, güvenilir ve şeffaf seçimler için tarafsız, partiler üstü ve sivil seçim gözlemciliğinin önemine yürekten inanıyoruz. Seçimlerin şeffaf ve kanunlara uygun bir şekilde yapılıp tamamlanabilmesi için gönüllü sandık gözlemci organizasyonumuzu İstanbul, İzmir, Adana, Bursa, Ankara ve Antalya’yı kapsayacak şekilde büyütmüştük. Şimdi sivil seçim gözlemciliğini Türkiye genelinde de yaygınlaştırmak istiyoruz. Hepimizin birinci elden tecrübe ettiği ve sandık başında yaratılacak farkların ne kadar belirleyici olduğunu unutmamalı, Türkiye’de dört bir yanında haklarına, sürece hakim ve tarafsız Oy ve Ötesi gönüllülerinin bulunmasını sağlamalıyız! Bunun için 2015 Genel Seçimleri’ndeki hedefimiz Türkiye’deki oyların %62’sine dokunmak için 45 il ve 162 ilçede bulunmak. Bu hedefimiz doğrultusunda farklı illerde toplantılarımıza başladık.

Seçim Güvenliği için Savunuculuk

HUKUK ÇALIŞMALARIMIZ

Kamusal alanda özellikle seçim sistemine yönelik bilgi alışverişini zenginleştirecek, konuyla ilgili politika oluşturma ve yasal gündemin belirlenmesinde katılımcı demokrasinin bir parçası olarak faaliyet göstermek istiyoruz ve seçim sistemindeki aksaklıkların giderilmesi için baskı unsuru oluşturmak amacıyla çalışmalar yürüten bir hukuk çalışma grubumuz var. Haziran 2015 seçiminin anayasal hakların korunması çerçevesinde ne anlama geldiğiyle ilgili bilinçlendirme çalışmaları, sandık kurullarının ve müşahitlerin eğitiminin doğru ve yeterli olması vb. çalışmalar bu iş kolunun temel faaliyet alanlarını oluşturuyor.

Bölgesel Önceliklendirme Haritası

VATANDAŞLARIN İHTİYAÇ ANALİZİ VE YEREL YÖNETİME KATILMASI

Toplumla birlikte çalışan etkin bir yerel yönetim anlayışının yerleşmesine katkıda bulunmak, yerel politikaların iyileşmesini sağlamaya yardımcı olmak istiyoruz. Mahallelerde vatandaşların ihtiyaçlarının tespiti, raporlanması ve giderilmesini öngören, bunu yaparken de iki taraflı bir dialog başlatmayı hedefleyen Bölgesel Önceliklendirme Haritası, kısa ismiyle BÖH Projesi, bizi en çok heyecanlandıran çalışma. Seçimlerdeki deneyimimiz bize gönüllü sandık gözlemciliği yaparken en çok keyif alınan noktanın siyaset ötesi insani değerlerde buluşma olduğunu ve toplumsal bütünleşmeyi teşvik eden sosyal sorumluluk projelerine duyulan ihtiyacı göstermişti. Bu beklentilere cevap verecek şekilde projelendirdiğimiz çalışmanın pilotunu Şişli ilçesinde Haziran ayında gerçekleştirmiştik. Bu çalışmadan çıkarımlarımız doğrultusunda İstanbul’da belirlediğimiz 6 ilçede (Zeytinburnu, Sarıyer, Şişli, Beyoğlu, Ümraniye ve Kartal) saha çalışmalarımıza başladık.

Derneğin internet adresine buradan ulaşabilirsiniz

Seçimler ile ilgili faydalı bilgilerin yer aldığı sayfa; oyveotesi.org

Eğer bu tür çalışmalara kişisel olarak doğrudan katılamıyorsanız buradan derneğe bağışta bulunabilir ve demokrasinin gelişmesi, yerleşmesi için çalışanlara küçük de olsa katkıda bulunabilir, destek olabilirsiniz -ki yalnız olmadıklarını hissetsinler.-

Not’lar:

  1. (*) Bu algı operasyonununa bir partinin hele ana muhalefet partisinin katılmış olması ise içler acısı bir durum, demokrasinin en temel unsuru olan seçimleri ve seçim güvenliğini şüpheye düşürmemek zorunda olan siyasi bir partinin yaptığı ibretlik çalışmayı ve bu konudaki yazımı buradan okuyabilirsiniz
  2. Seçim de oyları korumaya çalışanlara yapılan çirkin saldırıları buradan okuyabilirsiniz

 

Oy ve Ötesi Derneği  _20150526141603-

‘Köprü yoksa oy da yok’

Havaalanlarını, köprüleri üçer beşer yaparken buna gücünüz mü yetmiyor sanki, Eğil ilçesi köyü sakinleri ile dayanışmak adına ben de köprü yapılana kadar “Seçimlerde sandığa gitmeyeceğiz” diyorum.

Diyarbakır’ın Eğil ilçesinde on köyün sakini, ilçeye gidebilmek için Dicle Barajı’nı iç lastik ve tahtalarla yapılan bir salla geçmek zorunda. Bir feribot var ama o da bozuk. Köylüler feribot onarılmaz ve köprü yapılmazsa “Seçimlerde sandığa gitmeyeceğiz” diyor.

Diyarbakır’ın Eğil ilçesine bağlı Ilgın köyünde çiftçilik yapan Abdullah Yıldırım’ın köyü 1996 yılında Dicle Barajı’nda su tutulmasıyla ilçenin karşı tarafında kaldı. Eğil’e gitmek için kullandığı köprüyü de sular yutunca o ve on köyün sakinleri kuş uçuşu iki kilometre mesafedeki ilçeye ulaşmak için baraj gölü üzerinde işlemeye başlayan feribotu kullanmaya başladılar. Ancak sağlıklı işlemeyen ve sürekli bozulan feribotları bir sene önce tümden bozularak kızağa çekildi. O günden beri onarılacağı söylenen ve son seçimlerden sonra Büyükşehir Belediyesi’ne devredilen feribot hala bozuk….

snapshot
Haberin tamamını okumak için tıklayınız

Tanju Okan – Kadınım

Tanju Okan’ı severim…

Tanju Okan – Kadınım

Eşyalar toplanmış seninle birlikte
Anılar saçılmış odaya her yere
Sevdiğim o koku yok artık bu evde
Sen
Kıyıda köşede gülüşün kaybolmuş
Ne olur terketme yalnızlık çok acı
Bu renksiz dünyayı sevmiştik birlikte

Sen kadınım

Hatırla o günü karşıki sokakta
Seni öptüğümü ilk defa hayatta
Kollarımda benim ilkbahar sabahım
Sen
Sönmüş bak ışıklar ev nasıl karanlık
O ılık aydınlık yuvamız soğumuş
Geceler bitmiyor ağlıyorum artık

Sen kadınım

Eşyalar toplanmış seninle birlikte
Anılar saçılmış odaya her yere
Sevdiğim o koku yok artık bu evde
Sen
Masamız köşede öylece duruyor
Bardaklar boşalmış herbiri bir yerde
Sanki hepsi hasret senin nefesine

Sen kadınım

Bana bıraktığın bütün bu hayatın
Yaşanan aşkların değeri yok artık
Ben sensiz olamam artık anlıyorum
Sen
Şimdi çok yalnızım
Ne olur kal benimle o kapıyı kapat
Elini ver bana
Dışarda yalnız, yalnız üşüyorum

Sen kadınım

Söke Un Yabancılara satılmış, Üzüldüm….

Türkiye’nin 52 yıllık un şirketi Söke Un, İngiliz menşeli yatırım fonu Mediterra Capital Partners I LP’nin yüzde yüz sahip olduğu MKU Un A.Ş.’ye satıldı.

RADİKAL-Söke Un hissedarları ile İngiliz menşeli yatırım fonu Mediterra Capital Partners I, LP’nin yüzde yüz sahip olduğu MKU Un A.Ş. arasında Söke Un hisselerinin yüzde yüzünün satışı ile ilgili olarak nihai satın alma sözleşmesi imzalandı.
Şirket tarafından konuyla ilgili yapılan açıklamada, “Söke Un hissedarları ile İngiliz menşeli yatırım fonu Mediterra Capital Partners I, LP’nin yüzde yüz sahip olduğu MKU Un A.Ş. arasında Söke Un hisselerinin yüzde yüzünün satışı ile ilgili olarak nihai satın alma sözleşmesi imzalandı. Yapılan İşleme ilişkin Rekabet Kurumu başvurusu yapılmıştır. Taraflar işlemin önümüzdeki günlerde tamamlanabilmesi için çalışmaktadırlar. Mediterra, Söke Un markasının pazardaki güçlü konumuna ve 60 yılı aşkın süredir geliştirdiği üretim tecrübesine güvenmekte, bu sağlam temeller üzerinde şirketin Mediterra’nın desteğiyle hızlı bir büyüme yaşayacağına inanmaktadır. Bu hızlı büyümenin sağlanabilmesi için kapasite artışı da dâhil olmak üzere farklı stratejiler değerlendirilmektedir. İşlemin tamamlanması halinde Söke Un’un mevcut Ortak ve Genel Müdürü Seyda Akdurak, Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Genel Müdürlük görevlerine devam edecektir” denildi.

devamını okumak için tıklayınız

Söke Un, İngilizlere satıldı Radikal'de!_20150315085729

İç güvenlik paketine hayır!

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi

Kamuoyunda “İç Güvenlik Paketi” olarak bilinen yasa tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde onaylanmayı bekliyor. Tasarı yasalaşırsa keyfi gözaltı, polisin ateşli silahları ölçüsüz kullanımı ve siyasi kovuşturmalarda artış yaşanması ihtimali de dahil insan haklarını tehdit eden birçok değişikliğe sebep olacak.

“İç Güvenlik Paketi” olarak anılan, Hükümet’in “Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” başlıklı yasa tasarısı, 17 Şubat’ta görüşülmek üzere meclise geldi. Tasarı, 21 ayrı kanun ve kanun hükmünde kararnamede değişikliği öngörüyor. Muhalefetteki siyasi partilerin, insan hakları örgütlerinin, hukukçu derneklerinin ve diğer sivil toplum kuruluşlarının yaygın bir şekilde karşı çıkmasına rağmen, hükümet tasarıyı yasalaştırmada kararlı görünüyor.

Polisin ateşli silah kullanma yetkisinin genişletilmesi, derin kaygı yaratan yasal değişiklikler arasında. Uluslararası Af Örgütü, Türkiye’de yaşam hakkının ihlali de dahil olmak üzere polisin ateşli silahları ölçüsüz kullanarak birçok ihlal gerçekleştirdiğini defalarca belgeledi.

Taslak hükümler ölümcül silahların, ancak polis memurlarının veya başkalarının hayatlarına yönelik ani tehditlere karşı korunmak için tek ve son çare olarak kullanılması gerektiğini belirten ‘Birleşmiş Milletler Kolluk Güçleri Görevlileri Tarafından Kuvvet ve Ateşli Silah Kullanılması Hakkında Temel İlkeler’deki güç kullanımına dair uluslararası insan hakları standartlarıyla ters düşüyor.

Yasa tasarısı ayrıca, polise bireyleri bir savcının kararı olmaksızın gözaltına alma yetkisi veren muğlak hükümler içeriyor. Hükümler, bireysel işlenen suçlar kapsamında 24 saate kadar, şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylar sırasında ve toplu olarak işlenen suçlarda ise 48 saate kadar gözaltına müsaade ediyor.

Diğer hükümler, savcıların bağımsızlığını ve görevlerini usule aykırı müdahaleler olmaksızın yerine getirebilme yükümlülüğünü yıpratıyor. Yasa tasarısı, Hükümet tarafından atanan ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı olan valilere cezai soruşturmalarda ve şüphelilerin bulunmasında polise doğrudan emir verme gücü veriyor.

Yasa tasarısı derhal Meclis’teki görüşmelerden geri çekilmelidir. Böylesi geniş kapsamlı güvenlik önlemlerini yasalaştırmadan önce kamuoyu görüşünü almak amacıyla anlamlı müzakerelerde bulunulmalıdır. Ve gelecekteki güvenlikle ilgili benzer yasa tasarılarının uluslararası insan hakları hukuku ve standartlarıyla tam uyum halinde olacağı güvence altına alınmalıdır.

Uluslararası Af Örgütü

metni imzalamak için tıklayınız

Uzay Yolu Mr. Spock ve Turist Ömer

Gençliğimizin efsanevi dizisi uzay’ı ve her zaman olmasa da uzaylıları sevmemize neden olan trt1 ekranlarının siyah beyaz dizisi Uzay Yolu (ya da star trek) aslında orjinali renkli çekiliyordu ama o zamanlar ülkemizde renkli televizyon yayını olmadığı için siyah beyaz seyrediyorduk.

haberi buradan okuyabilirsiniz

İyi ki sinema var ve sanatçılar ölmüyorlar, uzay yolunun mr. spock lı bir kaç bömümünü aşağıda izleyebilirsiniz

Uzay yolu olur da Turist Ömersiz olur mu? ve bir insan bu kadar mı büyük sanatçı olur. Aşağıda Turist Ömer Uzay Yolunda filmini izleyebilirsiniz;

1970’li ve 1980’li yıllarda TRT’de yayınlanan ithal diziler listesine buradan ulaşabilirsiniz