Seçimler, Hile, Oy ve Ötesi

Bildiğiniz gibi  7 Haziran 2015 tarihinde Milletvekili seçimleri yapılacak,  seçim tarihleri yaklaşırken seçim güvenliği ve seçim hileleri üzerine çok ciddi bir şekilde algı operasyonları yapılıyor.(*)

Şüphesiz ki bu ‘algı operasyonları’ tamamen temelsiz değiller, ülkemizde “seçim hileleri” yeni bir konu değil 1946 seçimlerinden bu yana ( O seçimlerde ‘açık oy’ verme ve ‘gizli sayım’ yöntemi izlenmiştir) hilesiz bir seçim gördüğümüzü zannetmiyorum. En çok kullanılan ve hemen herkesin basından okuduğu, oyların çalınması veya değiştirilmesi gibi toplu hileler gibi kendi yerine başkasına oy kullandırma, oy pusulasının fotoğrafını çekerek götürüp para alma, gibi kişisel hilelerin de bolca uygulandığı, kullanıldığı bir ülke de yaşıyoruz. bunlara teknolojinin gelişmesi ile birlikte, son bir kaç seçimde bilgisayar üzerinden yapılan hilelerde eklendi.

Demokrasinin eksikliği ve demokratik bir YSK’nın olmayışı (YSK kararları dava konusu edilemez.) bunun en önemli kaynaklarından birisidir.

Bütün bunlar olurken demokrasiye gerçekten inanmış insanlar da birlikte birşeyler yapma çabası içindeler, bu çalışmalardan bir tanesi de internet üzerinden ulaşabileceğiniz oyveotesi.org isimli bir site kendisini şöyle tanımlıyorlar;

“Biz, Oy ve Ötesi Ekibi, tamamen gönüllülerden oluşan ve hiçbir siyasi parti bağlantısı bulunmayan genç bireyler olarak yola çıktık!” diyerek amaçlarının insanları oy kullanmaya teşvik etmek ve kullanılan oylara sahip çıkmak olarak belirtiyorlar

Derneğin internet sitesinin ‘Ne Yapıyoruz’ sayfasında şu başlıklar var;

Sandığına Sahip Çık

45 İLDE GÖNÜLLÜ SİVİL SANDIK GÖZLEMCİLİĞİ

Demokratik süreçlerin pekiştirilmesi ve geliştirilmesinde ilk adım olan adil, güvenilir ve şeffaf seçimler için tarafsız, partiler üstü ve sivil seçim gözlemciliğinin önemine yürekten inanıyoruz. Seçimlerin şeffaf ve kanunlara uygun bir şekilde yapılıp tamamlanabilmesi için gönüllü sandık gözlemci organizasyonumuzu İstanbul, İzmir, Adana, Bursa, Ankara ve Antalya’yı kapsayacak şekilde büyütmüştük. Şimdi sivil seçim gözlemciliğini Türkiye genelinde de yaygınlaştırmak istiyoruz. Hepimizin birinci elden tecrübe ettiği ve sandık başında yaratılacak farkların ne kadar belirleyici olduğunu unutmamalı, Türkiye’de dört bir yanında haklarına, sürece hakim ve tarafsız Oy ve Ötesi gönüllülerinin bulunmasını sağlamalıyız! Bunun için 2015 Genel Seçimleri’ndeki hedefimiz Türkiye’deki oyların %62’sine dokunmak için 45 il ve 162 ilçede bulunmak. Bu hedefimiz doğrultusunda farklı illerde toplantılarımıza başladık.

Seçim Güvenliği için Savunuculuk

HUKUK ÇALIŞMALARIMIZ

Kamusal alanda özellikle seçim sistemine yönelik bilgi alışverişini zenginleştirecek, konuyla ilgili politika oluşturma ve yasal gündemin belirlenmesinde katılımcı demokrasinin bir parçası olarak faaliyet göstermek istiyoruz ve seçim sistemindeki aksaklıkların giderilmesi için baskı unsuru oluşturmak amacıyla çalışmalar yürüten bir hukuk çalışma grubumuz var. Haziran 2015 seçiminin anayasal hakların korunması çerçevesinde ne anlama geldiğiyle ilgili bilinçlendirme çalışmaları, sandık kurullarının ve müşahitlerin eğitiminin doğru ve yeterli olması vb. çalışmalar bu iş kolunun temel faaliyet alanlarını oluşturuyor.

Bölgesel Önceliklendirme Haritası

VATANDAŞLARIN İHTİYAÇ ANALİZİ VE YEREL YÖNETİME KATILMASI

Toplumla birlikte çalışan etkin bir yerel yönetim anlayışının yerleşmesine katkıda bulunmak, yerel politikaların iyileşmesini sağlamaya yardımcı olmak istiyoruz. Mahallelerde vatandaşların ihtiyaçlarının tespiti, raporlanması ve giderilmesini öngören, bunu yaparken de iki taraflı bir dialog başlatmayı hedefleyen Bölgesel Önceliklendirme Haritası, kısa ismiyle BÖH Projesi, bizi en çok heyecanlandıran çalışma. Seçimlerdeki deneyimimiz bize gönüllü sandık gözlemciliği yaparken en çok keyif alınan noktanın siyaset ötesi insani değerlerde buluşma olduğunu ve toplumsal bütünleşmeyi teşvik eden sosyal sorumluluk projelerine duyulan ihtiyacı göstermişti. Bu beklentilere cevap verecek şekilde projelendirdiğimiz çalışmanın pilotunu Şişli ilçesinde Haziran ayında gerçekleştirmiştik. Bu çalışmadan çıkarımlarımız doğrultusunda İstanbul’da belirlediğimiz 6 ilçede (Zeytinburnu, Sarıyer, Şişli, Beyoğlu, Ümraniye ve Kartal) saha çalışmalarımıza başladık.

Derneğin internet adresine buradan ulaşabilirsiniz

Seçimler ile ilgili faydalı bilgilerin yer aldığı sayfa; oyveotesi.org

Eğer bu tür çalışmalara kişisel olarak doğrudan katılamıyorsanız buradan derneğe bağışta bulunabilir ve demokrasinin gelişmesi, yerleşmesi için çalışanlara küçük de olsa katkıda bulunabilir, destek olabilirsiniz -ki yalnız olmadıklarını hissetsinler.-

Not’lar:

  1. (*) Bu algı operasyonununa bir partinin hele ana muhalefet partisinin katılmış olması ise içler acısı bir durum, demokrasinin en temel unsuru olan seçimleri ve seçim güvenliğini şüpheye düşürmemek zorunda olan siyasi bir partinin yaptığı ibretlik çalışmayı ve bu konudaki yazımı buradan okuyabilirsiniz
  2. Seçim de oyları korumaya çalışanlara yapılan çirkin saldırıları buradan okuyabilirsiniz

 

Oy ve Ötesi Derneği  _20150526141603-

Seçim Hileleri Raporu ve CHP’nin Acz’i…

CHP İzmir milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Erdal Aksünger’in başında bulunduğu Bilgi ve İletişim Teknolojileri Merkezi araştırması seçimlerde hilelerin nasıl yapıldığına dair  bir rapor yayınlamış ve bu rapora göre “kesinleşmiş” olan “5 (yazı ile beş) adet seçim hilesi” var.

Zannedersin ki milletle dalga geçiyorlar, raporda yazılanları ciddiye alıyorsan ve dahi önemsiyorsan o zaman adama sormazlar mı? “Bu kadar ‘ciddi’ seçim hilelerinin varlığını biliyorsun da seçime neden katılıyorsun?” eğer iddialarında samimi isen seçimlere katılmaktaki amacın ne, seçimlerde kazanırsan ne olacak daha bugünden kendi elinle hazırladığın bir rapor ile meşrutiyetini tartışmaya açmış olmuyor musun?, hasbelkader kazandın diyelim insanlar sana “hile yaptın kazandın” derlerse ne diyeceksin?

Diyelim ki raporu ciddiye almıyorsun o zaman da neden böyle bir raporu yayınlıyorsun bu raporu yayınlayarak seçim güvenliğini sağlayacağınımı düşünüyorsun yoksa daha seçimler yapılmadan gölge düşürmeyi mi amaçlıyorsun.

Yani özetle chp nin bu raporu ‘ciddi’ ise chp’nin seçimlere katılması büyük bir hata olur, hemen raporun gereğini yaparak adil bir seçim ortamı olmadığı için seçimlerden çekilmesi gerekir.

Yok eğer seçimlerden çekilmiyorsa o zaman bütün bu raporun yalan olduğunu açıklamalı çünkü seçimleri kazanırsa “hile” ile kazandığı ortaya çıkacak

 

t24.com.tr/haber/iste-chp-raporuna-gore-kesinlesmis-bes-secim-hilesi

 

secimhile

‘Köprü yoksa oy da yok’

Havaalanlarını, köprüleri üçer beşer yaparken buna gücünüz mü yetmiyor sanki, Eğil ilçesi köyü sakinleri ile dayanışmak adına ben de köprü yapılana kadar “Seçimlerde sandığa gitmeyeceğiz” diyorum.

Diyarbakır’ın Eğil ilçesinde on köyün sakini, ilçeye gidebilmek için Dicle Barajı’nı iç lastik ve tahtalarla yapılan bir salla geçmek zorunda. Bir feribot var ama o da bozuk. Köylüler feribot onarılmaz ve köprü yapılmazsa “Seçimlerde sandığa gitmeyeceğiz” diyor.

Diyarbakır’ın Eğil ilçesine bağlı Ilgın köyünde çiftçilik yapan Abdullah Yıldırım’ın köyü 1996 yılında Dicle Barajı’nda su tutulmasıyla ilçenin karşı tarafında kaldı. Eğil’e gitmek için kullandığı köprüyü de sular yutunca o ve on köyün sakinleri kuş uçuşu iki kilometre mesafedeki ilçeye ulaşmak için baraj gölü üzerinde işlemeye başlayan feribotu kullanmaya başladılar. Ancak sağlıklı işlemeyen ve sürekli bozulan feribotları bir sene önce tümden bozularak kızağa çekildi. O günden beri onarılacağı söylenen ve son seçimlerden sonra Büyükşehir Belediyesi’ne devredilen feribot hala bozuk….

snapshot
Haberin tamamını okumak için tıklayınız

Afganistan İşgalinin Bilançosu – Al Jazeera Türkçe altyazılı

Amerikalılar Afganistanı işgal ettiler ve hemen medyaları vasıtası ile ne kadar doğru bir iş yaptıklarını anlatmaya başladılar, oysa ki gerçek başka türlü belgeseli izlemenizi tavsiye ederim,

Afganistan İşgalinin Bilançosu – Al Jazeera Türkçe altyazılı izlemek için aşağıdaki linki tıklayınız

https://hayatadair2010.wordpress.com/2015/01/26/afganistan-isgalinin-bilancosu-al-jazeera-turkce-altyazili/

Olmadı Mirgün Cabas, Sana Yakışmadı…

Yılların gazetecisi olarak yayına çıkardığın bir politikacı ile bu şekilde konuşman yakışık olmadı.

İnsanları bilgilendirmek için çağırdığın politikacıya o nasıl bir söz öyle “misafır olarak geldiniz, ev sahibine hakaret edemezsiniz” bunu duyan da evinden canlı yayın yapılıyor sanacak.

Oysa ki çalıştığın kanala yani “işyerine”, yaptıkları konusunda “halkı bilgilendirsin” diye bir politikacı çağırdın, bu insan kaba saba biri olabilir, sana veya çalıştığın kanala “hakaret” edebilir, senin yapman gereken ise “ağız dalaşı” veya buna benzer şeyler değildir, olmaması gerekir.

Efendiliğini bozmana, karşındakinin seviyesine inmene hiç gerek yoktu, üstelik O kişi, yaptığın başka hataları yüzüne vursa bile senin onunla aynı şekilde konuşmaman gerekirdi.

üzüldüm, sana yakışmadı.Özür dilemeni ve tekrar etmemesini dilerim.

Olayla ilgili videoyu aşağıda seyredebilirsiniz.

Savcı Sayan ve Mirgün Cabas’ın Canlı Yayın Kavgası paylaşan: bbdtv

İç güvenlik paketine hayır!

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi

Kamuoyunda “İç Güvenlik Paketi” olarak bilinen yasa tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde onaylanmayı bekliyor. Tasarı yasalaşırsa keyfi gözaltı, polisin ateşli silahları ölçüsüz kullanımı ve siyasi kovuşturmalarda artış yaşanması ihtimali de dahil insan haklarını tehdit eden birçok değişikliğe sebep olacak.

“İç Güvenlik Paketi” olarak anılan, Hükümet’in “Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” başlıklı yasa tasarısı, 17 Şubat’ta görüşülmek üzere meclise geldi. Tasarı, 21 ayrı kanun ve kanun hükmünde kararnamede değişikliği öngörüyor. Muhalefetteki siyasi partilerin, insan hakları örgütlerinin, hukukçu derneklerinin ve diğer sivil toplum kuruluşlarının yaygın bir şekilde karşı çıkmasına rağmen, hükümet tasarıyı yasalaştırmada kararlı görünüyor.

Polisin ateşli silah kullanma yetkisinin genişletilmesi, derin kaygı yaratan yasal değişiklikler arasında. Uluslararası Af Örgütü, Türkiye’de yaşam hakkının ihlali de dahil olmak üzere polisin ateşli silahları ölçüsüz kullanarak birçok ihlal gerçekleştirdiğini defalarca belgeledi.

Taslak hükümler ölümcül silahların, ancak polis memurlarının veya başkalarının hayatlarına yönelik ani tehditlere karşı korunmak için tek ve son çare olarak kullanılması gerektiğini belirten ‘Birleşmiş Milletler Kolluk Güçleri Görevlileri Tarafından Kuvvet ve Ateşli Silah Kullanılması Hakkında Temel İlkeler’deki güç kullanımına dair uluslararası insan hakları standartlarıyla ters düşüyor.

Yasa tasarısı ayrıca, polise bireyleri bir savcının kararı olmaksızın gözaltına alma yetkisi veren muğlak hükümler içeriyor. Hükümler, bireysel işlenen suçlar kapsamında 24 saate kadar, şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylar sırasında ve toplu olarak işlenen suçlarda ise 48 saate kadar gözaltına müsaade ediyor.

Diğer hükümler, savcıların bağımsızlığını ve görevlerini usule aykırı müdahaleler olmaksızın yerine getirebilme yükümlülüğünü yıpratıyor. Yasa tasarısı, Hükümet tarafından atanan ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı olan valilere cezai soruşturmalarda ve şüphelilerin bulunmasında polise doğrudan emir verme gücü veriyor.

Yasa tasarısı derhal Meclis’teki görüşmelerden geri çekilmelidir. Böylesi geniş kapsamlı güvenlik önlemlerini yasalaştırmadan önce kamuoyu görüşünü almak amacıyla anlamlı müzakerelerde bulunulmalıdır. Ve gelecekteki güvenlikle ilgili benzer yasa tasarılarının uluslararası insan hakları hukuku ve standartlarıyla tam uyum halinde olacağı güvence altına alınmalıdır.

Uluslararası Af Örgütü

metni imzalamak için tıklayınız

Hayatım da Ne Var Ne Yok!

Tokmaklı vekil hayatında neler olduğunu anlatmış ama bazı şeyleri eksik bırakmış, örneğin milletin bir vekiline saldırdığın için hayatında ŞEREF YOK, AHLAK YOK, NAMUS YOK,

hayatında “olan” şeyleri de eksik bırakmışsın örneğin milletin vekiline tokmakla saldırıp bir de kendini haklı çıkarmaya çalıştığın için hayatında İKİYÜZLÜLÜK VAR, RİYAKARLIK VAR, SAHTEKARLIK da VAR,

ama hakkını yemiyelim bütün bunları “iyilik“, “güzellik” ve “sevgi” ile birlikte “var etmen” takdire değer

Ayrıca eklemek lazım ki ikinci paragrafta de yazılı olanlar sana oy verip de hâlâ sana “sen nasıl bir adamsın milletin vekiline nasıl vurursun” demeyen, diyemiyen akp li seçmen de de var, senin bu hareketine karşı çıkmayan akp liler de aynen senin gibi ikiyüzlü , riyakar ve sahtekar ne yazık ki!

Tokmaklı vekilden savunma 20150219200144

Evet sana ve senin gibilere gerekli cevabı aşağıda yayınlıyorum, alın hayrını görüneygininbedduaları

Huber Köşkü ve Eski Cumhurbaşkanı

Efendim, havuz medyası yazarlarından bir tanesi sormuş “Huber Köşkü neden boşaltılmıyor?” diye, yazının tamamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz özet olarak devlete ait Huber köşkünde şu an milletvekili bile olmadığı için devlet ile hiçbir alakası kalmayan eski cumhurbaşkanı Abdullah Gül kalıyormuş, yazar da “cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bu yana altı ay geçti boşalt artık köşkü” diyerek eklemiş “çünkü oranın masrafları bizim vergilerimizle ödeniyor.”
Yazara yürekten katılıyorum ancak konuyu eksik bırakmış, eksik olan kısım şu; köşk hemen boşaltmalı ancak hemen boşaltması yetmez ayrıca boşaltana kadar geçen süre de yapılan harcamalar da eski cumhurbaşkanından tahsil edilmelidir -ki devletin parası yani yetim hakkı yememiş olsun-
yazının tamamını okumak için tıklayınız

sevilay20150144314

huberkosku
Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün görev süresi bittiği halde haksız yere işgal ettiği kamu binası olan Huber Köşkü

Yunanistan Seçimlerini Radikal Sol’cular Kazandı Ama…

Kutlarım, seçimleri kazanan Syriza’nın açılımı Synaspismós Rhizospastikís Aristerás – yani Türkçesiyle Radikal Sol Koalisyon-. Türkiye de bir türlü yapılamayan sol koalisyonu yapıp hükümet oldular. Ama aşağıda gördüğünü, birer gün arayla yayınlanan gazete küpürlerinden anlaşılacağı gibi işleri hiç de kolay değil, ortak oldukları siyasi parti milliyetçilik ve faşizm üzerinden oy toplama peşinde. Oysa ki iki ülke insanının dostluğu bir araya gelmesi barışı sürekli kılması silahlanma harcamalarını kısması, herkes için çok daha iyi. Yani radikal solcuların hükümet kurmasına sevindim ama umarım ortaklarının dümen suyuna gitmezler.

Devleti yönetmek ya da Hükümet Olmak

Ve tabii unutmadan yazmak lazım. devleti yönetenler yayılmacı politikalarına genellikle “solcu” hükümetler zamanında hız verirler (bunun en somut örneği, bizim yaşadığımız, Ecevitin Kıbrıs’ı işgal etmesini gösterebiliriz.) bundan dolayı kendilerine “radikal sol” diyen siyasi partilerin hükümet olmak ile devleti yönetmenin aynı olmadığını bildiklerini farz ediyorum, umarım devleti yönetenlerin oyunlarına gelip barış söylemlerini, savaş kışkırtıcılığına bırakmazlar.

Başlıksız20150131085604

Çipras'ın sağcı koalisyon ortağı Kardak’a çelenk bıraktıBaşlıksız20150131085514