Seçimler, Hile, Oy ve Ötesi

Bildiğiniz gibi  7 Haziran 2015 tarihinde Milletvekili seçimleri yapılacak,  seçim tarihleri yaklaşırken seçim güvenliği ve seçim hileleri üzerine çok ciddi bir şekilde algı operasyonları yapılıyor.(*)

Şüphesiz ki bu ‘algı operasyonları’ tamamen temelsiz değiller, ülkemizde “seçim hileleri” yeni bir konu değil 1946 seçimlerinden bu yana ( O seçimlerde ‘açık oy’ verme ve ‘gizli sayım’ yöntemi izlenmiştir) hilesiz bir seçim gördüğümüzü zannetmiyorum. En çok kullanılan ve hemen herkesin basından okuduğu, oyların çalınması veya değiştirilmesi gibi toplu hileler gibi kendi yerine başkasına oy kullandırma, oy pusulasının fotoğrafını çekerek götürüp para alma, gibi kişisel hilelerin de bolca uygulandığı, kullanıldığı bir ülke de yaşıyoruz. bunlara teknolojinin gelişmesi ile birlikte, son bir kaç seçimde bilgisayar üzerinden yapılan hilelerde eklendi.

Demokrasinin eksikliği ve demokratik bir YSK’nın olmayışı (YSK kararları dava konusu edilemez.) bunun en önemli kaynaklarından birisidir.

Bütün bunlar olurken demokrasiye gerçekten inanmış insanlar da birlikte birşeyler yapma çabası içindeler, bu çalışmalardan bir tanesi de internet üzerinden ulaşabileceğiniz oyveotesi.org isimli bir site kendisini şöyle tanımlıyorlar;

“Biz, Oy ve Ötesi Ekibi, tamamen gönüllülerden oluşan ve hiçbir siyasi parti bağlantısı bulunmayan genç bireyler olarak yola çıktık!” diyerek amaçlarının insanları oy kullanmaya teşvik etmek ve kullanılan oylara sahip çıkmak olarak belirtiyorlar

Derneğin internet sitesinin ‘Ne Yapıyoruz’ sayfasında şu başlıklar var;

Sandığına Sahip Çık

45 İLDE GÖNÜLLÜ SİVİL SANDIK GÖZLEMCİLİĞİ

Demokratik süreçlerin pekiştirilmesi ve geliştirilmesinde ilk adım olan adil, güvenilir ve şeffaf seçimler için tarafsız, partiler üstü ve sivil seçim gözlemciliğinin önemine yürekten inanıyoruz. Seçimlerin şeffaf ve kanunlara uygun bir şekilde yapılıp tamamlanabilmesi için gönüllü sandık gözlemci organizasyonumuzu İstanbul, İzmir, Adana, Bursa, Ankara ve Antalya’yı kapsayacak şekilde büyütmüştük. Şimdi sivil seçim gözlemciliğini Türkiye genelinde de yaygınlaştırmak istiyoruz. Hepimizin birinci elden tecrübe ettiği ve sandık başında yaratılacak farkların ne kadar belirleyici olduğunu unutmamalı, Türkiye’de dört bir yanında haklarına, sürece hakim ve tarafsız Oy ve Ötesi gönüllülerinin bulunmasını sağlamalıyız! Bunun için 2015 Genel Seçimleri’ndeki hedefimiz Türkiye’deki oyların %62’sine dokunmak için 45 il ve 162 ilçede bulunmak. Bu hedefimiz doğrultusunda farklı illerde toplantılarımıza başladık.

Seçim Güvenliği için Savunuculuk

HUKUK ÇALIŞMALARIMIZ

Kamusal alanda özellikle seçim sistemine yönelik bilgi alışverişini zenginleştirecek, konuyla ilgili politika oluşturma ve yasal gündemin belirlenmesinde katılımcı demokrasinin bir parçası olarak faaliyet göstermek istiyoruz ve seçim sistemindeki aksaklıkların giderilmesi için baskı unsuru oluşturmak amacıyla çalışmalar yürüten bir hukuk çalışma grubumuz var. Haziran 2015 seçiminin anayasal hakların korunması çerçevesinde ne anlama geldiğiyle ilgili bilinçlendirme çalışmaları, sandık kurullarının ve müşahitlerin eğitiminin doğru ve yeterli olması vb. çalışmalar bu iş kolunun temel faaliyet alanlarını oluşturuyor.

Bölgesel Önceliklendirme Haritası

VATANDAŞLARIN İHTİYAÇ ANALİZİ VE YEREL YÖNETİME KATILMASI

Toplumla birlikte çalışan etkin bir yerel yönetim anlayışının yerleşmesine katkıda bulunmak, yerel politikaların iyileşmesini sağlamaya yardımcı olmak istiyoruz. Mahallelerde vatandaşların ihtiyaçlarının tespiti, raporlanması ve giderilmesini öngören, bunu yaparken de iki taraflı bir dialog başlatmayı hedefleyen Bölgesel Önceliklendirme Haritası, kısa ismiyle BÖH Projesi, bizi en çok heyecanlandıran çalışma. Seçimlerdeki deneyimimiz bize gönüllü sandık gözlemciliği yaparken en çok keyif alınan noktanın siyaset ötesi insani değerlerde buluşma olduğunu ve toplumsal bütünleşmeyi teşvik eden sosyal sorumluluk projelerine duyulan ihtiyacı göstermişti. Bu beklentilere cevap verecek şekilde projelendirdiğimiz çalışmanın pilotunu Şişli ilçesinde Haziran ayında gerçekleştirmiştik. Bu çalışmadan çıkarımlarımız doğrultusunda İstanbul’da belirlediğimiz 6 ilçede (Zeytinburnu, Sarıyer, Şişli, Beyoğlu, Ümraniye ve Kartal) saha çalışmalarımıza başladık.

Derneğin internet adresine buradan ulaşabilirsiniz

Seçimler ile ilgili faydalı bilgilerin yer aldığı sayfa; oyveotesi.org

Eğer bu tür çalışmalara kişisel olarak doğrudan katılamıyorsanız buradan derneğe bağışta bulunabilir ve demokrasinin gelişmesi, yerleşmesi için çalışanlara küçük de olsa katkıda bulunabilir, destek olabilirsiniz -ki yalnız olmadıklarını hissetsinler.-

Not’lar:

  1. (*) Bu algı operasyonununa bir partinin hele ana muhalefet partisinin katılmış olması ise içler acısı bir durum, demokrasinin en temel unsuru olan seçimleri ve seçim güvenliğini şüpheye düşürmemek zorunda olan siyasi bir partinin yaptığı ibretlik çalışmayı ve bu konudaki yazımı buradan okuyabilirsiniz
  2. Seçim de oyları korumaya çalışanlara yapılan çirkin saldırıları buradan okuyabilirsiniz

 

Oy ve Ötesi Derneği  _20150526141603-

Söke Belediyesinin İki Birimi Yalan Söylerse Eğer… E Belediye Macerasının Sonu (4.Bölüm)


Önce kısa bir hatırlatma, bundan bir süre önce (14 Aralık 2012 tarihinde) ‘Bir E Belediye Macerası’ başlığı ile belediyenin yaptıklarını eleştiren bir yazı yazmıştım. Bu yazımdan sonra Söke Belediyesi gazetelere bir basın bülteni göndermiş ve ‘sözlerimin gerçeği yansıtmadığını’ söylemişti.
Ben de bunun üzerine 26 Aralık 2012 tarihinde Söke Ekspres gazetesinde “Bir E-Belediye Macerası, Macera Devam Ediyor…(2.bölüm)” ve 03.01.2013 tarihinde “Söke Belediyesi Basın Bülteni Gerçeği Yansıtmıyor. İşte Gerçekler (3.Bölüm) başlıklı iki yazı yazmıştım. (okuyamayanlar ya da hatırlamak isteyenler; http://hayatadair2006.blogspot.com adresine bakabilirsiniz.) 
Bu iki yazıda özet olarak belediye basın bürosu ile bilgi işlem bürosu imzalı cevap yazısının gerçeği yansıtmadığını, kamuoyunu aldatacak şekilde yalan-yanlış bilgiler içerdiğini ve işlerinin belediye çalışmalarını halka duyurmak olan ve ücretlerini söke halkının vergilerinden alan bu iki birimin gerçekleri saklamak için düzenlenmiş sayfalar yaptığını belgeleri ile kamuoyuna duyurmuştum.
Cevap yazısını okumaya devam edeceğiz ama burada bir ara verip aklıma takılan iki soruyu sizlerle paylaşmak istiyorum, ilk soru şu; acaba ilk kez mi böyle yapıyorlar? Biraz üstü kapalı oldu haklısınız açmaya çalışayım;
Belediye basın bürosu ile bilgi işlem merkezi, benim yazımdan önce de kendilerini eleştiren insanlara bana yaptıkları gibi yalanlarla dolu cevap verdiler mi? Korkutmaya uğraşıp hedef göstermeye çalıştılar mı? İnsan ister istemez düşünüyor.
Ben kendilerine ‘işinizi düzgün yapın’ diye bir yazı yazdım, ‘tamam, yapalım’ diyecekleri yerde, ellerindeki çamur kovasını hemen üstüme boca ettiler, elimde belgeler olduğu için bana atmaya çalıştıkları çamur kendi üstlerine yapıştı, gerçek gün yüzüne çıktı.
Ama gerçekten iyi niyet ile işinizi düzgün yapın diye yazan başka insanlara da çamur attılar mı? Acaba diye merak ettim.
Merak ettiğim diğer bir husus ise bu basın bülteni kimin onayı ile yayınlandı, yoksa bu iki birim kendi başlarına mı böyle bir işe kalkıştılar acaba. Merak işte… (du bakalım)
Söke Belediyesi tarafından gazetelere gönderilen “Söke Belediyesinden Tufan Dinarlı’ya Cevap, Başarı Tesadüf Değildir başlıklı basın açıklamasını incelemeye devam edelim,
Bildiğiniz gibi Söke Belediyesinin bana hitaben cevap yazmasının nedeni; 14 Aralık 2012 tarihinde Söke Ekspres gazetesinde yayınlanan ‘Bir E Belediye Macerası’ başlığını taşıyan (hani şu yağmurlu havada yazdığım) yazım, o yazıda e belediye uygulamalarını eleştirmiştim, ancak Söke Belediyesine yaptığım tek eleştiri aslında bu değildi. Yazıdan bir alıntı ile diğer eleştirilerimi hatırlatayım: “Sosyal Demokrat” olduğunu iddia ederek Söke halkından oy alan, seçildikten sonra, “Halk içine çıkmayan, insan yüzüne bakmayan, belediye başkanı nasıl ‘sosyal’ oluyor?” diye sorarak devamında;
“yaşadığımız kentte, şehir içi ulaşım; özel,  şehirlerarası ulaşım; özel, çöp toplama; özel, mezbaha yok dolayısıyla özel, bir tane halk ekmek yok, açlara yemek verecek bir aş evi yok, depreme hazırlık desen hak getire, demokratlık bunun neresinde?”  diye merak ettiğimi belirtmiş ve  “işte ‘sözde’ sosyal ve ‘sözde’ demokrat olan (Söke) belediye başkanı…” diye devam etmiştim. (yazının tamamını http://hayatadair2006.blogspot.com adresinde okuyabilirsiniz.)
Basın Bürosu ve Bilgi İşlem Merkezi isimli iki Belediye birimi bana cevap olarak yazdıkları basın bülteninde bu konulara hiç değinmemişler, acaba diyorum belediyenin iki birimi bu konular da benimle aynı fikirdeler mi? Yoksa Söke Belediye başkanının ‘Sosyal’ ve ‘Demokrat’ olduğunu belirten hatta ispatlayan yeni bir basın bülteni yazacaklar mı?
Gülmeyin, olabilir. Nasıl ispatlayacaklarını ben de merak ediyorum ama mutlaka bir şeyler bulacaklardır, “bir kez aday olacağım” diyen belediye başkanı ikinci kez aday olduğu zaman, belediye başkanı sözlerini tuttu diye gazetelere açıklama yolladılar –ilk aklıma bu geldi- Gerçi bugün için “sözleri gerçeği yansıtmıyor” olabilir ama bakarsınız belediye de değişiklik olur, ne de olsa seçimler yaklaşıyor.
Sonuç olarak;
Artık meclis ve encümen kararlarına gerçekten ulaşılabiliyor.(Aynı zamanda ‘nihayet’ demek gerekiyor çünkü ilkyazımı 14 Aralık 2012 tarihinde yazmıştım, bugün 9 Ocak 2013.)
Bütün bu yazdıklarından sonra ‘Eleştiriye açığız’ diyenlerin, ‘eleştiriye açık’ olmadıkları anlaşıldığı gibi aslında hiçbir eleştiriye tahammül edemedikleri ortaya çıktı.
Ve anlaşıldı ki eleştiriler karşısında özür dileyerek yanlışı düzeltmek yerine bulundukları makamlardan güç alarak halka, halk adına sorular soranlara çamur atmayı, tetikçilik yapmayı gazetecilik zannediyorlar.(şimdi basın meslek ilkeleri, gazeteciler cemiyeti, onların üyesi gazeteciler vs. konularına girmek istemiyorum, o konulara girersem yazı bitmeyecek.)
Ve yine anlaşıldı ki bundan dokuz yıl önce “şeffaf belediyecilik” anlayışı ile yola çıktıklarını iddia edenlerin “sözlerinin gerçeği yansıtmadığı” üç tane yazı ve sayfalar dolusu belge ile ispatladım ve yazdıklarım sayesinde bugüne kadar ‘lafta’ kalan ‘şeffaf belediyecilik’ anlayışı gerçekten, biraz olsun hayata geçti.
(Söke halkı adına güzel bir kazanım, oturdukları makam koltuğunu babasının malı sanan, oradan aldıkları güçle insanlara zart zurt diyerek terör estirmeye çalışanlardan korkumuz yok, kimsenin yazmadıklarını, yazamadıklarını ben yazıyorum.)
Ve aslında Söke Belediye Meclisinin yapması gereken denetimleri Söke de yaşayan bir vatandaş olarak ben yapıyorum. Belediyenin, meclis adına hareket eden ve doğruları söylemesi gereken birimlerinin yalanlarını yanlışlarını düzeltiyorum ama olsun şikâyetçi değilim, elimden geldiği kadar yaparım, belediye meclis üyelerin de ‘şeffaf belediyecilik’ istediklerine inanıyorum, şu ana kadar tepki vermeme sebepleri olarak herhalde yazılarımı gözden kaçırdılar diye düşünüyorum. (‘şeffaf belediyecilik’ anlayışının devam etmesini isteyen okuyucularım http://hayatadair2006.blogspot.com adresinde yer alan bu yazının bir kopyasını tanıdığı Söke Belediyesi Meclis Üyelerine e-posta ile gönderebilir.)
Ve bütün bu yazdıklarıma karşılık olarak henüz –yetkili- hiç kimseden bir “özür dileriz” sözcüğü duymadım. Belediye, basın bürosu, bilgi işlem merkezi vs. hakkında günlerdir yazıyorum ama yetkililerden tık yok, konuyu bilmeyenler, yazılarımda sanki Söke Belediyesinden değil de NASA’nın Marstaki uzay aracından bahsediyorum zannedecek.
Gerçi utandıkları için olabilir ama suskunlukları devam ederse insanlar farklı yorumlayabilirler.
Tufan Dinarlı
Not: Yukarıda sözü edilen yazıların tamamını ve belediyenin yalanlarını ortaya çıkaran belgeleri http://hayatadair2006.blogspot.com adresinde bulabilirsiniz.

Kimlere Oy Vermeyeceğim, Neden?

KİMLERE OY VERMEYECEĞİM, NEDEN?

Yazan: TUFAN DİNARLI

Genel seçimler geldi, pazar günü herkes oyunu kullanacak, önümüzdeki beş yıl için bizi yönetecek olan insanları seçeceğiz, gerçi çarpık seçim sistemi bizi temsil edecek olanları meclise sokmayabiliyor ama bu seçimler biraz farklı olacak gibi.

Bu seçimlerde yaşı 18’i doldurmuş pek çok genç arkadaşım oy kullanacak, onların okuduğu tarih kitaplarında Türkiye nin yakın tarihi 1950 li yıllarda bitiyor bundan dolayıda pek yakın tarihi bilmiyorlar.

Ben Aydın ilinde oyumu kullanacağım, yazımı okurken bunu dikkate almanızı öneririm.

Bugünkü yazıma biraz yakın tarihte yaşadığımız olaylardan söz ederek başlamak istiyorum. Hem bir hafıza turu olur hem de oy verirken nelere dikkat edeceğimi anlatmış olurum belki okuyanlara da faydası dokunur.

HANGİ PARTİLERE OY VERMEM, NEDEN?

Yaşadıklarımızı kısaca hatırlatmak için AKP nin son dört buçuk yılda yaptıklarını ve neden oy vermeyeceğimi, geçen gün yazdım (*)

Bugün GP’den Başlayayım

GP ye neden oy vermeyeceğim, efendim genel başkanı yakışıklı imiş eh! doğru vallahi hani artist mektebine oyuncu seçimi olsa, hemen oy verirdim ama bu milletvekili seçimi, görsellik yetmiyor ki.

ABD yi dolandırmış eh! Bu da doğru, şimdi “ne olmuş da dolandırmış sanki diğerleri yapmıyor mu?” diyenlere sadece şunu diyebilirim, yani bu söz bile “ulan elime fırsat geçse bende yaparım” gibi bir mantık içeriyor ki, bana uygun düşmeyen bir yaklaşım biçimi,

Dün ABD yi dolandıran yarın Türkiye’yi dolandırır diyeceğim ama diyemiyorum çünkü dün hem ABD yi hem Türkiyeyi zaten dolandırıp kaçtı ailesi.( İmar Bankası, Adabank, ÇEAŞ, Metaş, Kepez, Ofşor Hesaplar, olmayan hazine bonoları ama var olan bono mağdurları vs.)

Efendim zengin miş doğru da, o kadar dolandırıp soyan birisinin fakir olması zaten beklenemez öyle değil mi?

Hani kendisi yargılansın bu işlerde bir suçu olup olmadığı hukuken ortaya çıksın, eh! o zaman yeniden mercek altına alabilirim.

Biz siyasetteki kirli siyasileri temizlemek için uğraşırken kirli elli insanları siyasete sokmanın gereği yok.

Demokrat Parti’ye (DP) ye Neden Oy Vermeyeceğim?

Yukarıda siyaseti temizlemekten söz ettim de aklıma geldi hani şu “Karanlık İçin Bir Dakika Aydınlık” kampanyasını hatırlayan var mı? Hükümette kim var dı? da içişleri bakanı kim di de ve Cumhuriyet tarihinde ilk defa trafik kazası sonucu bir bakan istifa etmiş ti de hatırladınız mı? Kim di?

Mehmet Ağar dediğinizi duyar gibi oluyorum, evet doğrudur, şimdi ki DP genel başkanı olan kişi, zamanında Emniyet Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı yapmıştı da bu süre içerisinde Türkiye de faili meçhul 17000 -yazıyla onyedibin Aydın, Solcu, Kürt- kişi ölmüştü ve hâlen failleri meçhul

Kayıtlara geçen, faili meçhuller bunlar, hani şöyle yaklaşık bir hesap yapsak Söke nüfusunun neredeyse dörtte biri kadar insanın akıbeti meçhul

Ama ne olmuştu, Susurluktan sonra bu faili meçhuller bıçak gibi kesilmişti. Ve 28 Şubat darbesiyle de kampanya bitirilmişti.

Evet, bu askeri darbeler zaten hep suçlulardan hesap sormayı engelliyor ilk olarak.(bkz Tahsin Şahinkaya örneği vd.)

O dönemde ülkeyi yöneten Başbakan Tansu Çiller, Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın ve İç İşleri Bakanı Mehmet Ağar dan henüz bu konuda hesap veren olmadı

Gördüğünüz gibi siyaseti temizlemek kolay olmuyor, sanırım yukarıdaki açıklamalar DP ye neden oy vermeyeceğimi yeteri kadar anlatmıştır.

MHP ye oy vermeyi zaten düşünmem bile, yıllarca Solcuların kanı üzerinden siyaset yapan bir siyasi parti şimdi de Kürt’lerin kanı üzerinden siyaset yapmayı hedeflemiş bunu ilan ediyor, ben barışsever bir insanım siyasetin politika ile barış içinde yapılmasına tarafım bundan dolayı da bu parti benim için bir tercih bile olamaz

Evet, şimdi gelelim yıllardır zaten sol gösterip sağ vuran bir partiye sırada CHP var;

Sol bir parti nasıl olmalıdır, insan haklarına saygılı, toplumsal barıştan yana olan, toplumun daha ileri gitmesi için sosyal gelişimini sağlamayı hedefleyen, siyaseti sivillerin(ama elbisesi sivil değil kafası sivil olanların) yapmasına zemin hazırlayan, darbeleri desteklemeyen –aksine onlara karşı durup hesap soran- bir parti olmalıdır,

Peki bu yukarıda saydıklarımın hangisi CHP ye uyuyor, HİÇBİRİSİ.

Burada sözü başka bir partinin seçim bildirisine bırakmak istiyorum:

“CHP’YE OY VERMEYİ DÜŞÜNENLER SÖZÜMÜZ SİZE!

– Oy vermeyi düşündüğünüz parti, “oyları bölmeyin CHP’yi destekleyin” demektedir. CHP’nin oy istedikleri solculardır. Ama CHP solcu bir parti değildir. CHP yıllardır solun oylarını çalmaktadır. CHP oy hırsızı bir partidir.

Zorunluluktan oy vermeyi düşündüğünüz CHP’ye verilecek oylar boşa gidecek. CHP’nin bu gidişata dur deme, bazı şeyleri değiştirme iddiası yok. Tam tersine, CHP bugünkü düzenin korunması için oy istiyor, toplumdaki değişim arayışını din tüccarı AKP’ye terk ediyor.”

Yukarıda yaptığım alıntı, TKP nin seçim için dağıttığı broşürden,

Burada yazılanların hepsine katılıyorum ve yukarıda yazdıklarımdan dolayı da CHP’ye oy vermiyorum

Şimdi bu yazılarını yayınladım diye zannetmeyin ki TKP ye oy vereceğim, öylesine çantada keklik bir durum yok, eleştiriye devam:

SIRADA SOL PARTİLER VAR:

ÖDP ile başlayayım “hepimiz ayrı pencereden aynı gökyüzüne bakıyoruz o halde birleşelim” diye başladılar, ama herhalde içeri giren ışığı çok gördüler ki bütün pencereleri birer birer kapatıp yine tek bir pencereden, üstelik bu sefer şaşı bakmaya başladılar.

Hatta şaşkınlıkta kantarın topuzunu öyle bir kaçırdılar ki;

İkinci kez Genel başkan seçtikleri Ufuk Uras, seçimlere bağımsız katılınca onu seçen parti meclisi onu görevden alarak ceza vermeye kalktı ama durum komik bir hal alınca karar eskiye uygulanmaz dendi, şimdi Ufuk Uras bağımsız milletvekili adayı ama ÖDP ayrıca seçimlere katılıyor, su solcuların şaşkını hak’katen de bir şaşkın oluyor yani

Bu durumda bu partiye de oy veremiyorum ne yazık ki, diğer pencereleri de açarlarsa bir ihtimal o zaman ayrıca değerlendirmek gerekir.

Evet, sırada, Aydın ilinde seçime katılan, gerçekten sol da olan tek parti ile sol bağımsız aday kaldı.

TKP ve bir de, sosyalist platformu oluşturan DTP, EMEP ve SDP’ nin desteklediği Bin Umut Aydın Bağımsız Milletvekili Adayı Tacettin Karagöz

Peki, ama yukarıda TKP ye de oy vermeyeceğimi yazmıştım, nedenini anlatayım efendim.

Biraz daha yukarıda barışsever bir insan olduğumu yazmıştım, TKP ile ilgisi ise bundan bir süre önce yurtsever cepheyi kurdular.

Ve yıllarca Milliyetçi Cephelerden çekmiş bir kuşağın insanı olarak bu cepheleşme işi beni her zaman rahatsız etmiştir, hep aklıma şu sorular gelmiştir cephe varsa savaş ve düşman da vardır kim peki, neden düşman, farklı fikirleri taşıdığı için mi? farklı fikirlere neden tahammül edemiyoruz solcuların hoşgörülü olması gerekmez mi?

Bütün bu sorularla bu seçim de, İLKESEL olarak TKP ile yollarımız ayrılmış oluyor,

Gerçi bizim insanımız bu ilkeli tartışma konusuna biraz mesafelidir, şöyle ki sağ partiler yıllardır, vatan-millet edebiyatı yaparla da sonra vatanı satarlar, milleti soyarlar, bankaları batırırlar, kriz çıkarırlar, halkı yoksullaştırırlar, işte yukarıda ki örnekleri gördüğünüz gibi insanlarımız hırsızlara bile oy vermeyi düşünürlerde,

Ancak, solcular biraz tartıştımı bizim insanımız “-yahu bunlar yine kavga ediyor” der ve oyunu koşarak sağ partilere verir (bakınız bundan önce yapılmış seçimler…).

Evet, CHP ye oy vermek zorunda kalanlar ve vicdanen vermek istemeyenler, gerçekten sol bir partiye oy vermek isteyenler için alternatif siyasi partinin şimdilik TKP olduğunu söyleyebilirim.

Şu adil olmayan ama bir türlü kaldırılamayan %10 barajından dolayı diğer partiler hakkındaki düşüncelerimi yazmıyorum.

BAĞIMSIZLAR İÇİN BİRKAÇ SÖZÜM VAR;

Karşılaştığım veya seçim broşürünü gördüğüm adaylar arasında, seçilirse ne yapacağını yazan kimseyi görmedim, herkes kendini tanıtan bir broşür bastırmış, tamam, bu gerekli ama yeterli değil,

Yaygın medya bağımsızlar yokmuş gibi hareket ediyor ve onlarla ilgili pek az haber yapılıyor bu da bağımsızların kendilerini tanıtmalarını zorlaştırıyor, ancak yine de oy vereceğim insanın meclise gittiği zaman ne yapacağını ve ne tavır alacağını da bilmem gerekir ki düşüncelerini beğenirsem oy vereyim, beğenmezsem ve de seçilirse de “neden?” diye hesap sorayım? Öyle Genç Parti gibi “okuyan yok ki” dememek lazım, Pek ala okuyan da var hesap soran da.

SONUÇ OLARAK

Evet, efendim buraya kadar yazımı okuyarak sabırla geldi iseniz şimdi bütün bunlardan sonra seçimlerde kime oy vereceğimi merak ediyorsanız söyleyeyim; henüz karar veremedim.

Yukarıda yazdıklarım kimlere neden oy vermeyeceğim ile ilgili idi, şimdi ise karar vermek için neleri dikkate almam, hangi İLKE’lerle hareket etmem gerektiğini biliyorum.

Öncelikle oy vereceğim adayın, toplumda, çatışmayı değil barışı destekleyen bir aday olmasını istiyorum, yani açık ve net bir şekilde BARIŞ’I SAVUNMALI,

İkinci olarak sadece barışı savunması ve desteklemesi de yeterli değil aynı zamanda SAVAŞA DA KARŞI OLMALI,

Son olarak, İNSAN HAKLARINA SAYGILI, DEMOKRAT, DÜRÜST, NAMUSLU OLMALI

Ben oyumu bu özellikleri taşıyan kişi ya da partiye vereceğim, ancak son ana kadar bu konuda ikna olmazsam oyumu boş olarak vereceğim.

(*) 13 Temmuz tarihli Gerçek gazetesi, ”Mağdurum, mağdursun, mağdur. AKP nereye kadar?” başlıklı yazım.